İmleç Nedir? Psikolojik Bir Mercek Altında İnsan Davranışları ve Psikolojisi Bir Psikoloğun Meraklı Girişi: İmleç ve İnsan Davranışları İmleç nedir? Eğer bir psikolog olarak insan davranışlarını çözümlemeye çalışıyorsanız, bu basit görünen kavram aslında oldukça derin bir psikolojik inceleme alanı sunuyor. İmleç, dijital dünyada bir araç olarak tanımlansa da, onun psikolojik yansımaları, bilinçli ve bilinçdışı davranışlarımızı nasıl şekillendirdiği konusunda oldukça ilginç bulgular ortaya koyabilir. Birçok kişi bilgisayar ekranındaki imleci sadece bir araç olarak görse de, aslında bu küçük işaretin davranışlarımıza nasıl etki ettiğini çoğumuz fark etmiyoruz. Psikolojiyi dijital dünyaya taşıyarak, bu basit kavramı daha derinlemesine keşfetmeye ne dersiniz? İmleç ve Bilişsel…
4 YorumEtiket: bir
İblis Allaha Ne Dedi? Siyaset Bilimi Perspektifinden Güç, İktidar ve Toplumsal Düzen Siyaset bilimi, toplumsal düzenin nasıl şekillendiğini, iktidarın kimler tarafından ve nasıl elde tutulduğunu, aynı zamanda bu gücün toplum üzerinde nasıl bir etki yarattığını anlamaya çalışan bir disiplindir. Modern dünyada iktidar, sadece bireysel güçle değil, aynı zamanda toplumsal yapılarla ve kurumlarla da ilişkili bir olgudur. Peki, iktidar nasıl işliyor? Toplumlar neden ve nasıl düzenleniyor? İşte bu sorular, bizleri hem günümüz siyasetine hem de tarihi ve mitolojik anlatılara yönlendirir. İblis’in Allah’a karşı sözleri de bu çerçevede değerlendirildiğinde, sadece dini bir isyanın ötesinde derin bir iktidar mücadelesinin simgesi olarak karşımıza çıkar.…
6 YorumKarakulluk Ne Demek? Osmanlı’dan Günümüze Uzanan Bir Hizmet Kavramının Derinlikleri “Karakulluk” kelimesi kulağa eski zamanlardan kalma gibi gelebilir. Belki de dedelerimizin, ninelerimizin dilinden duymuşuzdur bu sözü. Ama çoğumuzun zihninde tam olarak ne anlama geldiği net değildir. İşte bugün, bu yazıda karakulluk kavramının kökenine, tarihine ve bugünkü yansımalarına birlikte bir yolculuk yapacağız. Çünkü geçmişi anlamak, bugünü daha derinden kavramamızı sağlar. Karakulluk Ne Anlama Gelir? Türkçe’de “karakulluk” kelimesi, en genel anlamıyla “başkalarına hizmet etmek” ya da “emir altında, çoğu zaman ücretsiz veya düşük ücretle çalışmak” anlamına gelir. Osmanlı döneminde bu terim, özellikle saraylarda, konaklarda ya da varlıklı ailelerin yanında çalışan, hizmet gören…
8 YorumKan Damlası kaç sayfa? Rakamın ardındaki hikâye Şunu fark ettim: “Kaç sayfa?” diye sorduğumuzda aslında bir kitabın ağırlığını tartmıyoruz; hayatımıza nasıl sığacağını, çantamıza, tren yolculuğumuza, hatta odak süremize nasıl yerleşeceğini merak ediyoruz. Kan Damlası bunun için harika bir örnek. Kısa, sürükleyici ve şaşırtıcı derecede çağdaş bir nabız taşıyor—hem de Servet-i Fünun kuşağından gelen bir romandan söz ederken. Hızlı cevap: Kan Damlası kaç sayfa? Baskıya göre değişiyor. En yaygın güncel baskılardan bazıları şöyle: İş Bankası Kültür Yayınları (2022 ve güncel baskılar): 88 sayfa. “Günümüz Türkçesiyle Türk Edebiyatı Klasikleri” dizisinde yer alıyor. ([Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları][1]) Antik Kitap (2011): 96 sayfa…
8 YorumOptisyenlik Devlet Ataması Var mı? Görmenin Kültürel Anatomisi Üzerine Antropolojik Bir Yolculuk Bir antropolog olarak toplumların “görme” biçimlerini incelemek, sadece gözle değil, anlamla ilgilenmek demektir. Görmek, insanın dünyayı algılama biçimidir; her kültürde bu eylem farklı sembollerle, değerlerle ve toplumsal rollerle şekillenir. Optisyenlik mesleği de bu çeşitliliğin içinde hem biyolojik bir ihtiyaç hem de kültürel bir anlam taşır. Peki, modern toplumlarda sıkça sorulan bir soru olan “Optisyenlik devlet ataması var mı?” sorusu yalnızca bir istihdam sorusu mu, yoksa daha derin bir toplumsal anlamın kapısı mı? Gözlük ve Kimlik: Görmenin Kültürel Arka Planı Her kültür, görmeye bir anlam yükler. Antropolojik açıdan bakıldığında…
8 YorumGözün Sessiz Çığlığı: Hipopiyon Ne Demek? İnsanı anlamaya çalışan bir psikolog olarak, bazen gözün içindeki en küçük bir detayda bile büyük bir anlam gizli bulurum. Çünkü beden, ruhun en dürüst aynasıdır. Bir danışan, “Gözümün içinde bulanıklık var, ama acı değil, bir ağırlık hissediyorum” dediğinde, o an anladım: Hipopiyon sadece tıbbi bir terim değil, ruhun da bir metaforudur. Hipopiyon, gözün ön kamarasında biriken irin — yani enfeksiyonun sessiz yansımasıdır. Ancak bu yazıda, onu bir “bedensel durum”dan çok, insan davranışlarının, bastırılmış duyguların ve sosyal çatışmaların sembolü olarak ele alacağız. Hipopiyonun Anatomisi: Bedenin İçindeki Bulanıklık Tıbbi olarak hipopiyon, göz içi enfeksiyon sonucu ön…
10 YorumGönül Vermek Ne? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir Bakış “Gönül vermek” dediğimizde hepimizin içinde bir şey kıpırdar. Çünkü bu ifade yalnızca birine âşık olmayı değil, bir davaya bağlanmayı, bir işe inanmayı, bir topluluğa ait hissetmeyi de kapsar. Gönül vermek, insana dair en derin duygulardan biridir; bazen bir kişiye, bazen bir ideale, bazen de adalete olan inancımıza yönelir. Bugün bu kavramı sadece romantik bir duygunun ötesine taşıyarak, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet çerçevesinde yeniden düşünmeye davet ediyorum. Gönül Vermek: Kalbin İradesi ve İnsan Olmanın Temeli Gönül vermek, kalbimizin bir şeye ya da birine yönelmesi, ona emek, zaman…
12 YorumGöz İçi İltihabı Nasıl Geçer? Toplumsal Yapılar, Cinsiyet Rolleri ve Görmenin Sosyolojisi Toplumları anlamak, sadece ekonomik veya politik yapılarını çözümlemek değil; bireylerin bedenleriyle, özellikle de bedenlerinin sınırlarıyla kurdukları ilişkiyi incelemeyi de gerektirir. Bir sosyolog olarak gözlemlediğim şey şu: insanlar, bedensel rahatsızlıklarını bile toplumsal normların merceğinden okur. Göz içi iltihabı — yani tıbbi adıyla “üveit” — yalnızca bir sağlık sorunu değil, toplumun sağlığa, dayanıklılığa ve görünüşe yüklediği anlamların da bir aynasıdır. Göz İçi İltihabı ve Toplumsal Algı Toplumlarda “görmek”, bilmekle, kontrol etmekle, hatta güçle özdeşleştirilmiştir. Bu nedenle göz hastalıkları genellikle bireyin “güç kaybı” olarak algılanır. Bir kişi göz iltihabı yaşadığında, sadece…
14 YorumAşkım Kapışmak Kimdir, Ne İş Yapar? Bir İnsan Hikâyesinin Derinlerine Yolculuk Bazı insanlar vardır; hayatın karmaşasında bir sözleriyle yolunuzu aydınlatır, bir bakışlarıyla içinizdeki cevheri görmenizi sağlar. Aşkım Kapışmak da tam olarak bu insanlardan biri. Onun hikâyesi, yalnızca bir kariyerin değil, bir dokunuşun, bir anlayışın ve bir yolculuğun hikâyesi. Bugün sana sadece bir biyografi değil, içinden geçebileceğin bir hayat yolu anlatacağım. Çünkü bu hikâyede kendinden bir parça mutlaka bulacaksın. Bir Başlangıç: İnsan Ruhuna Dair Merakla Doğan Yolculuk İstanbul’un hareketli sokaklarında büyüyen Aşkım Kapışmak, insan davranışlarını anlamaya dair derin bir merakla yetişti. Genç yaşlarından itibaren gözlem yeteneği ve iletişim becerisiyle dikkat çeken…
8 YorumGörüngü Nedir Felsefede? Edebiyatın Yüzeyinde Gizlenen Derinlik Kelimeler bazen yalnızca tanımlar sunmaz; onlar, düşüncenin kıvrımlarına ışık tutan aynalardır. Görüngü kelimesi de böyledir. Felsefede bir kavram olarak doğmuş, ama edebiyatta bir ruh haline dönüşmüştür. Görüngü, yalnızca “görünüş” değil; varlığın kendini gösterme biçimidir. Tıpkı bir roman karakterinin yüzündeki ifade gibi — anlamın sığındığı, ama asla tam açığa çıkmadığı o ince zar. Edebiyat, görünüşlerin tiyatrosudur. Her hikâye, yüzeyde bir olay anlatır; ama asıl oyun, derinlerde oynanır. “Görüngü ne demek felsefe?” sorusu, aslında şu çağrıyı yapar: “Söylenenin ötesine, görünenin altına in.” Görüngü ve Gerçek Arasında: Edebiyatın Felsefi Aynası Felsefede “görüngü” (phenomenon), şeylerin bize nasıl…
14 Yorum