Süt Kaymağının Bozulduğu Gün
Kayseri’de bir akşam, yazın o sıcağında, evin mutfak penceresinden bakarken aklıma takılan bir şey oldu. Süt kaymağının kaç günde bozulduğunu merak ettim. Hani, hayatın içinde bazen bir şeylerin kaybolduğunu fark edersiniz ya, işte öyle bir an. Kaymak, sütün en lezzetli kısmıdır. Ama ne yazık ki, zamanla bozulur. Tıpkı hayatın bazı güzel anları gibi; yavaşça, fark etmeden kaybolurlar. Bunu düşündüm, o an.
Bir Sabahın Başlangıcı
İlkbaharın en güzel sabahlarından biriydi. Evin içinde annemin o sıcak, rahatlatıcı kahve kokusu vardı. O günlerde sabahları süt kaymağını biriktirip, akşamları annemle birlikte kahvaltı yaparken sofrada koyardık. Her defasında annem, “Bunu fazla bırakma, kaymak hemen bozulur, ne kadar süre dayandığını bilmem,” derdi. O kadar saf ve içten bir şekilde söylüyordu ki. O kaymağın ne kadar dayanacağını kimse bilmiyordu, ama hep “hemen” bozulacağını duyardık.
Bir sabah, süt kaymağını karıştırırken, ona bakarken, garip bir düşünce geçti aklımdan: “Süt kaymağı ne kadar dayanır ki?” Belki de bu kadar basit bir şeyin, hayatın içindeki bir kaymağın ömrüyle aynı sürede bozulduğunu düşünüyordum. Annemin bana anlattığı “hemen bozulur” cümlesi, bir süre sonra bana fazlasıyla anlamlı gelmeye başladı.
Kaymağın İlk Sinyalleri
O sabah bir parça kaymak kalmıştı, kalanları annemle birlikte son bir kez paylaşmayı planladım. Kaymağın dokusu, sütle karışırken, taze ve mis gibi kokuyordu. Ama zaman ilerledikçe, kaymak o eski o güzel kokusunu kaybetmeye başladı. Hemen fark ettim; ama yine de ondan biraz daha alıp mutfağa koydum. Bu sabah kaymak içimi ısıtmıyordu. Her şey farklıydı. Biraz daha uzun kalsam, bir süre sonra belki bozulacaktı, ama hala pek çok insan gibi o kaymakla ilgili hatıralar vardı içimde.
Bir gün, kaymağın üzerinde beyaz lekeler gördüm. İlk başta anlamadım. Bir süre daha bekledim, ama kaymak bozuluyordu. O güzelim kaymak bozulmuştu. “Ne zaman oldu?” diye sordum kendi kendime, ama bunun cevabını bilmek aslında boşunaydı. Zaman öylesine hızlı geçiyordu ki, göz açıp kapayıncaya kadar kaymak bozulmuştu.
Hayat ve Kaymak Arasındaki İlişki
O an fark ettim, kaymak bozuluyor ve zaman her şeyin üstünü örtüyordu. Hatta, kaymağın bozulma süresi de aslında hayatın içindeki güzelliklerin kaybolma süresiyle paralellik taşıyordu. Tıpkı o kaymağın bozulması gibi, ne kadar güzel bir an yaşarsanız yaşayın, onlardan bazıları kaybolur. Kaymak, belki de bizlerin ellerinden kayıp giden şeylerin bir metaforu oldu.
Kaymağın bozulmaya başlamasıyla, sabahın o huzurlu, sakin saatlerinde içimde hissettiğim boşluğu da fark ettim. Kaymak çok kısa sürede bozuluyor, tıpkı mutfakta geceleri kaybolan o eski kokular gibi. Kaymakları biriktirdiğimizde, evin her köşesi mis gibi kokuyordu, ama zamanla, her şeyin değiştiğini görmek zorlaşıyor. Süt kaymağı da bazen, iyi bir günün hatırası gibi olabiliyor. Hem onu saklamaya çalışıyoruz, hem de onun ne zaman kaybolduğunu anlamıyoruz.
Kaymağın Bozulduğu Gün
Bir hafta sonra, kaymak tamamen bozulmuştu. Artık tadı çok farklıydı. Anneme baktım. O günden sonra, kaymağın ne kadar sürede bozulduğuna dair hiç bir şey sormadım. Artık daha net bir şekilde biliyordum: Her şeyin bir sonu vardır. Süt kaymağı bozulur, sonra yenisi gelir. Ama o eski kaymağın yerine gelenin ne zaman kaybolacağını kestiremezsiniz.
İşte tam bu noktada, kaymağın bozulması bana hayatın ne kadar kıymetli olduğunu hatırlattı. Hangi anın ne zaman bozulacağını bilmeden, o anı yaşamak gerek. Kaymak gibi, hayatın da geçici olduğunu, zamanın hızla aktığını kabul etmek gerek. O eski kaymağın yerini alan yenisi, belki de daha güzel olacak. Ama işte, kaymak bozulduğunda, o eski anların kaybolması biraz zor.
Sonuçta
Kayseri’nin mutfağında kaymağın kokusu hala başkadır, ama bir kaymak var ki, onun bozulduğunu görmek, zamanın geçişini hissetmek biraz acı veriyor. Bu yazının da sonunda şunu söyleyebilirim: Süt kaymağının ne kadar süre dayanacağı önemli değil, önemli olan o kaymağın kokusunun bir zamanlar bizi nasıl mutlu ettiğidir. O zamanın hatırası, kaymağın bozulmuş olmasından çok daha değerlidir.
Belki de bu yüzden kaymak, bozulsa bile hala bir hatıra olarak kalıyor.